ÜRÜNLERİN ENERJİ VERİMLİLİĞİ ve ÇEVREYE DUYARLI TASARIM GEREKLİLİKLERİNDE YENİ DÖNEM

Özkan ÖZKARA / Sanayi ve Teknoloji Uzmanı (Sanayi Genel Müdürlüğü)

Avrupa Birliği (AB), çok parçalı olan karbon nötr hedefini tek bir çatı altında toplayarak AB Yeşil Mutabakatı ile çok yönlü süreç üzerinde tanımlamıştır. Bu süreç, AB gümrüğüne gelen bir ürünün karbon içeriğinden, ürünün pazardaki yaşamını ve bunun tekrar geri kazanımı ile ekonomiye geri dönüşümünü tanımlamaktadır. Gelinen noktada 2019 yılından itibaren hedefe katkı sağlayacak yeni mevzuat düzenlemeleri AB’de yayımlamaya başlamıştır. Bu kapsamda Türkiye’nin, Gümrük Birliği üyesi olması ve Malların Serbest Dolaşımı ilkesi gereği söz konusu düzenlemelerin uyumlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmek üzere süreç, 2019 yıl sonu itibarıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca başlatılmıştır. Enerji ile İlgili Ürünlerin Çevreye Duyarlı Tasarımına İlişkin Yönetmelik AB’de 2009/125/AT sayılı Tüzük olarak karşımıza çıkan ve Türkiye’de 23/6/2010 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Yönetmelik; ürünlerin çevreye duyarlı tasarımlarının nasıl olması gerektiği, ürünlerin kullanım yerleri, hizmetler gibi birçok kuralı düzenlemektedir.

Enerji Etiketlemesi Çerçeve Yönetmeliği

Enerji etiketlemesinin nihai kullanıcılar üzerindeki olumlu etkisi ve bu etkinin önemli tasarruf sağlaması sebebiyle AB 2017/1369 sayılı Enerji Etiketlemesi Çerçeve Yönetmeliği’ni yayımlamıştır. Söz konusu Yönetmelik de Türkiye’de 1/3/2021 tarihli ve 3584 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yayımlanmıştır. Her bir ürün için tanımlanan A, A+, A++ gibi sınıflar artık A-G olarak belirlenmiş ve teknolojinin gelişimine bağlı olarak enerji verimlilik sınıflarında zamanla değişiklik yapılarak süreç yürütülecektir.

Uygulama Tebliğleri

Çevreye duyarlı tasarım gereklilikleri ile enerji etiketlemesi üzerine yayımlanan çerçeve mevzuatların ürün, hizmet, sistem üzerinde uygulanabilmesi için alt düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur. Uygulama tebliğlerin ilk paketi ise 25/3/2021 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe alınmış ve uygulamaya başlanmıştır. AB ile hemen hemen eş zamanlı uygulamaya geçilmesi sağlanmıştır. Bu paketin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Sicil Bilgi Sistemi üzerinden yapılan hesaplamayla yaklaşık 40 milyar TL’lik bir üretim hacmini düzenlediği de ayrı bir gerçektir. Enerji etiketlemesi temel olarak tüketici davranışlarını etkilediğinden genel olarak nihaikullanıcıları bilgilendirme yöntemi olarak değerlendirilebilirken çevreye duyarlı tasarım gereklilikleri daha geniş bir ürün grubuna uygulanmaktadır. Böylece daha fazla uygulama tebliği düzenlemeleri karşımıza çıkmaktadır. Hâlihazırda bu tebliğlere etiketleme tebliğlerinde atıflar bulunmaktadır. Bu sebeple çevreye duyarlı tasarım gereklilikleri tebliğlerini bağımsız düşünmek mevzuatı tek başına uygulanabilir kılmamaktadır.

Atık üretiminde – %12 Su tüketiminde – %61 Elektrik tüketiminde – %17 Emisyon değerlerinde -105 milyon TEP Nitelikli İş Gücü + %6 Sabit Yatırımlar + 1,2 milyar TL Ar-Ge ve İnovasyon + 120 milyon TL

Mevzuatların Türkiye’ye Katkısı

Mevzuat paketinin ilk grubu ile birlikte, önemli ölçüde enerji su ve atık üretiminde 2030’a kadar önemli ölçüde tasarruf sağlanacaktır. Bu tasarruf hane halkı harcamalarına uzun vadede olumlu etki yapacaktır. Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarının artmasını ve yan sanayinin gelişimini sağlayacaktır. Ekonomik boyut irdelendiğinde çevreye duyarlı tasarım gereklilikleri ve enerji etiketleme mevzuatları ile gelen döngüsel ekonomi ve kaynak verimliliği kriterlerinin ülkemizde iş ve istihdamın 2030’a yılına kadar asgari ölçüde Şekil 2’deki gibi artırması beklenmektedir.

 

Sonuç ve Değerlendirme

Yeni mevzuat düzenlemeleri ile tüketici davranışlarında ve üretim süreçlerinde köklü değişikliklerin olması, bununla birlikte yeni nesil akıllı, çevreci ürünlerin tasarımı ve üretimi için Ar-Ge’nin ve inovasyonun önem kazanması, yatırımların artması, kaynak verimliliği ile yan sanayinin gelişiminin hızlanması öngörülmektedir. Başta beyaz eşya olmak üzere elektrik-elektronik ürünlerin üretimindeki değişim ilk başta zorluklar getirmesine rağmen daha rekabetçi ve katma değerli ürünlerle ülkemizin gelişmesi, büyümesi adına tüm adımların AB ile eş zamanlı olacak şekilde atılması önem arz etmektedir. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak öncü rol oynayarak, uluslararası yükümlülüklerimizi fırsat olarak değerlendirerek, tüm çalışmaların merkezinde destek mekanizmalarımızla sanayiye yöne verecek şekilde sürecin yönetilmesi ve sektörlerin azami koşullarda ilave teşviklerle desteklenmesi gerekmektedir. Böylece 2030’a gelindiğinde ülkemiz, üretim ve istihdamın merkezinde elektrik-elektronik sektöründe ticari bir güç olabilecektir.

Kaynak: Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Anahtar Dergisi.

Leave a comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir